Klasik tabiri ile Asya ve Avrupa arasında köprü olarak tanımlanan Türkiye, uluslararası ticaretin merkezi konumundadır. Coğrafi, demografik ve kültürel avantajları ile Türkiye, uluslararası yatırımcılar tarafından cazip bir yatırım merkezidir. Bu yazımızda bilinen bu avantajların yanı sıra Türkiye’nin vergi ve işçilik maliyetleri açısından avantajlarını ortaya koymaya çalışacağız.

Her yatırımcının amacı karını maksimize etmektedir. Kar maksimize edilse dahi en nihayetinde kazanç, servet ve harcama üzerinden aldıkları vergilerle devletler yatırımcıların en önemli aynı zamanda en büyük ortağı olmaktadır. Ülkemizde de pek çok yerel yatırımcı çoğu zaman vergilerin yüksekliğinden şikayetçi olmaktadır. Oysa gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler incelendiğinde Türkiye vergi ve sosyal güvenlik maliyetleri açından sermaye sahipleri için en uygun maliyetleri sunan ülkelerin başındadır. Yazımızda Avrupa ülkeleri ile Türkiye’de ki vergi ve sosyal güvenlik maliyetleri karşılaştırılacaktır. Tabi ki Türkiye’de dahil olmak üzere her ülkede kurum kazançlarının vergilendirilmesi açısından teşvikler, istisnalar söz konusudur. Ancak bu yazımızda teşvik, destek, hibe v.b diğer avantajlar göz ardı edilerek Türkiye’nin brüt vergi maliyeti AB üyesi ülkeler ile karşılaştırılacaktır.

İlk olarak kısaca Türkiye’de ki genel vergi oranlarından bahsedecek olursak, bilindiği üzere ülkemizde Kurumlar vergisi oranı %22’dir. AB’nin büyük oyuncuları ve G-20 üyeleri ile karşılaştırıldığında Türkiye’de ki kurumlar vergisi halen pek çok ülkeden daha düşüktür. Örneğin Eyalet sistemi ile yönetilen Almanya’da Kurumların elde ettiği kazançlar üzerinden katlandığı vergi maliyeti eyaletlere göre %22,83 ile %36,83 arasında değişkenlik göstermektedir. Yine ülkemizin en önemli ticari ortaklarından olan ve pek çok Türkiye kökenli göçmenin yaşadığı Avusturya’da kurumların elde ettiği kazançlar üzerinden vergi maliyetleri %25’tir. AB’nin başkenti olan Belçika’yı incelediğimizde efektif kurumlar vergisi oranının %24 ile % 27 arasında değiştiği görülmektedir. Kıta Avrupa’sından ayrı olarak Birleşik Krallık ’ta kurumlar vergisi oranı %19’dur. Ancak Birleşik Krallık’ta şahısların gelir vergisinin yüksek olması bu avantajı sorgulamaya neden olmaktadır. Yine AB’nin kurucu ve en büyük ikinci büyük gücü olan Fransa’da ki vergi maliyetleri incelendiğinde Fransa’da ki efektif kurumlar vergisi oranının %34,43 olduğu tespit edilecektir. Bununla birlikte Fransa’da küçük ve orta büyüklükte şirketler için kurumlar vergisi kurum kazancının %28’i üzerinden hesaplanmaktadır. AB’nin en önemli ülkelerinden olan Hollanda’yı incelediğimizde kurumlar vergisi oranının 200.000 €’luk kurum kazancına kadar %20 üzerine geçen kısım %25 üzerinden hesaplandığını görmekteyiz. İtalya’da finans kuruluşları dışında genel oran %24, finans kuruluşları için ise kurumlar vergisi oranı %27,5’tir. İspanya’da ise genel kurumlar vergisi oranı %25’tir. Görüldüğü üzere kurumlar vergisi açısından AB’nin lokomotifi olan ülkeler incelendiğinde Türkiye’de ki kurumlar vergisi oranının neredeyse hepsinden daha düşük olduğu anlaşılacaktır.

Gelir vergisi perspektifinden Türkiye incelendiğinde, yine Avrupa’ya göre daha düşük vergilerle karşı karşıya olduğumuz anlaşılacaktır. Burada değerlendirmelerin özellikle para birimlerinin değerinin eşit olduğu varsayımı altında yapılması gerekmektedir.

Bilindiği üzere Türkiye’de gelire göre artan oranlı bir gelir vergisi hesaplama sistemi mevcuttur. Gelir vergisi oranı %15 ve %35 arasında değişmektedir. 13.000 TL’ye kadar olan kazançlar, %15, 30.000 TL’ye kadar elde edilen kazançlar %20, 70.000 TL’ye kadar elde edilen kazançlar %27 ve bunun üzerinde elde edilen kazançlar ise %35 ile vergilendirilmektedir. Yine ilk olarak Almanya’da ki gelir vergisi oranlarına bakacak olursak, gelişmiş ülkelerin genelinde olduğu gibi Almanya’da da artan oranlı bir gelir vergisi sisteminin olduğu fark edilecektir. Almanya’da yıllık kazancı 8.820 € altında olan kişiler vergi ödememektir. Ancak kazancı 8.820 € ile 52.881 Euro’luk gelir dilimleri arasında olan kişiler %14 ile % 42 arasında değişen gelir vergisine tabi olmaktadır. Bu tutardan fazla geliri olanlar 256.303 Euro’ya kadar %42’lik vergi oranı üzerinden vergilendirilmektedir. 256.303 € üzeri gelir sahipleri ise kazançlarının %45’ini gelir vergisi ödeyerek devlet ile paylaşmaktadır. Kurumlar vergisinde yapmış olduğumuz sıralama ile devam edecek olursak Avusturya’da da gelir vergisi oranı 0 ile 48,79% arasında değiştiğini görülecektir. Avusturya’da yıllık 11.000 €’ya kadar elde edilen kazanç vergiden muaftır. Ancak 11.000 € – 18.000 € arası %9,72; 18.001 € – 31.000 € kazanç elde edenler %20,32; 31.000 € – 60.000 € gelir elde edenler %30,80; 60.0001 € – 90.000 € arası gelir elde edenler %36,53 ve 90.000 € üzeri gelir elde edenler ise kazançları üzerinden %48,79 üzerinden vergi ödemektedirler. Birleşik Krallık’ta krallığa bağlı ülkelerde sistem değişmekle birlikte, 11.500 GBP’ye kadar olan gelirler üzerinden vergi alınmamaktadır. Bu tutarın üzerinde ki gelirlerde gelir vergisi oranı %20 ile %45 arasında değişmektedir. Fransa’da ise 9.710 €’ya kadar olan gelirler vergiden muaf tutulmuştur. 9.710 € üzeri gelirlerde %14 ile %45 arasında değişen gelir vergisi hesaplanmaktadır. Kurumlar vergisi açısından Türkiye’ye yakın olan Hollanda’nın ise gelir vergisi oranları Türkiye’den çok daha yüksektir. Hollanda’da 19.982 €’ya kadar olan gelirler %36,55 ile vergilendirilmekte, 19.983 – 67.072 € arası gelirler %40,80 oranında vergiye tabi tutulmakta, bunun üzerinde kazanç elde edenler ise kazançları üzerinden %52 oranında gelir vergisi ödemektedirler. İtalya’da gelir vergisi oranı %23 ile %43 arasında değişmektedir. Yıllık kazancı 75.000 € üzeri olan kişiler kazançlarının %43’ünü vergi olarak ödemektedirler. İspanya’da ise gelir vergisi oranı %19 ile %45 arasında değişmektedir. 60.000 € üzeri gelir elde eden ispanya mukimi kişiler gelirlerinin %45’ini vergi olarak devlet ile paylaşmaktadır. Yukarıdaki oranlardan da anlaşılabileceği üzere gelir vergisi dilimleri açısından Türkiye geri kalan Avrupa ülkelerine nazaran çok daha maliyetsiz bir ülkedir.

Katma değer vergisi açısından Türkiye ve Avrupa ülkelerini kıyaslayacak olursak KDV’nin Almanya’da %19, Avusturya’da %20, Hollanda’da %21, İspanya’da %21, İtalya’da %22’dir. Bu oranlar genel KDV oranları olup mal ve hizmetlere geri oranlar değişkenlik göstermektedir.

Ülkelerin sosyal güvenlik maliyetleri incelendiğinde Türkiye’nin yine diğer Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında benzer veya daha az maliyetli bir ülke olduğu fark edilecektir. Bilindiği üzere herhangi bir teşvikten faydalanılmadığı takdirde Türkiye’de sosyal güvenlik kesintisi oranı işsizlik primleri dahil toplamda işçi ve işveren oranları dahil %37,5’dir. Bunun %22,5 i işverene %15 ise işçiye aittir. Almanya’da sosyal güvenlik maliyeti toplamda %39,76’dır. Bu oranın %19,33’ü işverene geri kalanı ise işçiye aittir. Avusturya’da işveren maliyetleri %21,48 işçi maliyeti ise %18,12’dir toplam sosyal güvenlik maliyeti %39,60’tır. Hollanda’da ise sosyal güvenlik maliyetleri açısından Avrupa’nın en pahalı ülkelerinden biridir. Hollanda’da toplam sosyal güvenlik maliyeti %46,84’tür. Bu oranın %18,69’u işverene geri kalanı ise işçiye aittir. İspanya’da toplam SGK maliyeti %36,25 olup bu oranın %29,90’u işverene aittir. İtalya ise işveren açısından sosyal güvenlik maliyetlerinin en pahalı olduğu ülkedir. Toplam sosyal güvenlik oranı %41,57 iken bu oranın 32,08’i işverene aittir.

Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılabileceği üzere Türkiye Avrupa Birliği’nin gelişmiş ülkeleri ile kıyaslandığında vergi ve sosyal güvenlik maliyetleri açısından neredeyse bütün birlik üyesi ülkelerden daha düşük maliyetli bir ülkedir. Türkiye’nin yukarıda bahsi geçen bütün ülkelerle çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasının olması aynı zamanda bu ülke mukimi yatırımcıların Türkiye’de yapacakları yatırımlardan elde edecekleri kazançların sadece Türkiye’de vergilendirilmesi ile neticelenecek ve elde edilen kazançlar kendi ülkelerinde ikinci kez vergilendirilmeyecektir. Bu hususlar dışında Türkiye bölge ülkeleri ile kıyaslandığında yatırımcılara Türkiye’de yapacakları yatırımlar için pek çok önemli teşvik sunmaktadır. Ayrıca 80 milyonluk nüfusu ile ciddi ve önemli bir pazarın olması yanı sıra kaliteli ve seri üretim merkezlerine sahip çok sayıda üretim alanı mevcuttur. Ülkenin tüm alanına yayılmış sanayi bölgeleri ve lojistik avantajları ile tüm yabancı yatırımcılar için tam bir cazibe merkezidir. Bütün bu hususlar yanında sadece vergi maliyetleri açısından dahi Türkiye yabancı yatırımcılar açısından bir fırsatlar ülkesidir.


Dr. Abdülkadir Şahin
Dr. Abdülkadir Şahin

PKF İstanbul I Yönetici Ortak
Muhasebe ve Vergi

vCard: download


Emrah Cebecioğlu
Emrah Cebecioğlu
PKF İstanbul | Alman Masası Ortak

vCard: download


PKF İstanbul makaleleri

Sirküler

PKF İstanbul yayınları

Pratik bilgiler

PKF istanbul bizden haberler